Felsefelik Ana Sayfa

Felsefelik - Türkçe Felsefe Kaynakçası

Ana Sayfa |  Kaynakçayı Sırala |  Basit Arama |  Gelişmiş Arama

Kategorileri kullanarak çeşitli felsefe kaynaklarına erişebilirsiniz. Giriş

Kök Dizin

Menü
Araştırma Araştırma
Felsefe Bölümleri Felsefe Bölümleri
Felsefe Kuruluşları Felsefe Kuruluşları
Felsefe Toplulukları Felsefe Toplulukları
Felsefeciler Felsefeciler
Felsefelik Hakkında Felsefelik Hakkında
Kitaplar / Yazılar Kitaplar / Yazılar
Süreli Yayınlar Süreli Yayınlar
Web Siteleri Web Siteleri
Yayınevleri Yayınevleri


Linkler
Habermas'ı Okumak / Taner Timur Habermas'ı Okumak / Taner Timur
Taner Timur, Felsefi İzlenimler ve Marksizm, İnsan ve Toplum kitaplarında 20. yüzyıl Batı düşüncesinin bir dizi parlak temsilcisini ele almıştı. Bu kitapta ise Frankfurt Okulu'nun en önemli temsilcisi Jürgen Habermas'ı inceliyor. Günümüzde Habermas, filozof, sosyolog ve tarihçi nitelikleriyle kıta Avrupası düşünce geleneğini Anglo-Sakson geleneğiyle buluşturan düşünür olarak tanınıyor. Ülkemizde de tanınıp fikirleri tartışılan bir felsefeci olarak dikkat çekiyor. Taner Timur, bu büyük düşünürü tarihsel maddeci bir perspektifle değerlendiriyor. Onun düşünce alanındaki önemli katkılarının yanı sıra ırkçılığa ve ayrımcı düşünce ve uygulamalara karşı verdiği savaşı takdir ederken Marksizmi "yeniden yapılandırma" girişimini, "radikal demokrasi" anlayışını ise eleştiriyor, Marx ve Weber'i uzlaştırma çabasının başarısızlığına değiniyor. Habermas'ı, Türkiye'nin tartışma gündemiyle bağlantıları içinde okumak anlamak için iyi bir başlangıç. (Tanıtım Bülteninden)
Yoksa Marx Haklı Mıydı? (Komünist Manifesto ile Birlikte) / Aytekin Gezici Yoksa Marx Haklı Mıydı? (Komünist Manifesto ile Birlikte) / Aytekin Gezici
"Karl Marx haklıymış. Kapitalist sistem dünyayı bu hale getirdi!" -Anglikan Kilisesi- Yaşamakta olduğumuz küresel kriz, Marx'ı haklı mı çıkardı? Kriz, 'kapitalizm krizi' mi? Yoksa sadece mali sektörü şişiren yöneticilerin sebep olduğu bir 'yönetim krizi' mi? 19. yüzyılda ortaya attığı teorilerle sürekli tartışma konusu oldu Karl Marx. Fikirleriyle Sosyalizm'in temellerini atarak, tarihsel, ekonomik, kültürel olarak birçok devrimin fikir babası kabul edildi. Marx'ın ismi 21. yüzyılda bir kez daha gündemde. Tüm dünyayı bir virüs gibi saran küresel ekonomik krizin ardından çökmenin eşiğine gelen dünya ekonomileri tüm dikkatleri tekrar Marx'a ve onun tezlerine çekti. Gerek dünya çapında gerekse Türkiye'de ekonominin nabzını tutan uzmanlar, artık şu soruyu yüksek sesle sormaya başladılar: Yoksa Marx haklı mıydı? Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı İsak Alaton: "Serbest piyasa ekonomisi artık işlevini yerine getiremiyor mu? Adam Smith öldü sanırım. Çözüm için insanlığın Karl Marx'ı yeniden keşfetmesi mi gerekiyor?" şeklinde konuşurken bir tartışmayı da beraberinde getiriyordu. Taha Akyol'a göre ise Marksizm ideoloji olarak öldüğü halde Marx'ın bir düşünür olarak hâlâ yaşıyor olması ilginçti. Marx'ın sosyolog yönü hatta 19. yüzyıl kapitalizmine ilişkin analizleri çok önemliydi. Ama Marx'ın kapitalist mülkiyetin sonunun geldiğini iddia ettiği 'Komünist Manifesto' bugünkü küreselleşmeyi izah edemiyordu. Elinizde tuttuğunuz kitap, dünyayı ve Türkiye'yi sarsan ekonomik krizin etraflıca bir panaromasını çiziyor."Yoksa Marx Haklı mıydı?" krizin şifrelerini çözerken, bir taraftan da Karl Marx'ın hayatından kesitleri ve bugün hala güncelliğini koruyan fikirleri yeniden gün yüzüne çıkarıyor. (Tanıtım Bülteninden)
Postmodernizm ve Rasyonalite /   Noam Chomsky, Marcus Raskin Postmodernizm ve Rasyonalite / Noam Chomsky, Marcus Raskin
Postmodernistlere göre, modern bilim ve rasyonel araştırma, "hakikat" i araştıran tarafsız bir pratik olarak görülemez; Batı'ya özgü tarihsel koşulların bir ürünüdür. Bu nedenle, kaçınılmaz olarak sömürgeci, cinsiyetçi, ırkçı veya tahakkümcü eğilimler barındırır. Albert, Chomsky ve Ehrenraich'e göre ise, bilimsel pratikte karşımıza çıkan tahakkümcü eğilimlerin kaynağını, bilimin temel özelliklerinde değil, bilim insanlarının da içinde yer aldığı toplumsal kurumların baskıcı yapısında aramak daha doğru olacaktır. (Tanıtım Bülteninden)
Felsefeye Giriş - 1 (Doğa Bilimleri, Felsefe ve Metedoloji / Seçme Eserleri 3) / Hilmi Ziya Ülken Felsefeye Giriş - 1 (Doğa Bilimleri, Felsefe ve Metedoloji / Seçme Eserleri 3) / Hilmi Ziya Ülken
İki cilt olarak hazırlanan Felsefeye Giriş'te, günümüze kadar yazılmış benzerlerinden farklı olarak bütün bilim ve felsefe konularına temas ediliyor. Problemler ve doktrinler, felsefe ve bilimin tarihi gelişmesi içinde birbirine bağlı olarak inceleniyor. Bu ilk ciltte, felsefenin doğuşu, mantık problemi, bilgi ve varlık kuramları, matematik düşünce, fiziki ve biyolojik bilimler ele alınıyor. (Tanıtım Bülteninden)
Manifesto'nun 160. Yılında Marksizmin Güncelliği (Emek Araştırmaları Merkezi Girişimi) / Kolektif Manifesto'nun 160. Yılında Marksizmin Güncelliği (Emek Araştırmaları Merkezi Girişimi) / Kolektif
Dayanıklılığını kanıtlamış ve güncelliğini korumuş bir metin olarak günümüzün toplumsal mücadelelerinde yeni bir dünya talebini yükseltenlere yol göstermeye devam eden "Komünist Manifesto", yayımlanışının 160. yılında Türkiye'de bir kez daha tartışıldı. Elinizdeki kitap, bu vesileyle "Emek Araştırmaları Merkezi Girişimi" insiyatifiyle 2008 Şubat'ında Ankara'da düzenlenen sempozyumdaki sunumlardan oluşmaktadır. Toplumsal meselelerde söylenecek sözü, yapılacak işi olduğunu kanıtlamış bilim ve eylem insanlarının, akademisyenlerin ve aktivistlerin teorik ve pratik deneyimlerinin ürünü olan görüşlerini bir araya getiren bu metinlerin, ilgili okuyucuya Marksizmin bu topraklardaki güncel durumunun ayrıntılı bir fotoğrafını vereceğini umuyoruz. (Arka Kapaktan)
Hayatın Olumlanması Olarak Felsefe: Nietzsche ve Marx  / Fatih Yaşlı Hayatın Olumlanması Olarak Felsefe: Nietzsche ve Marx / Fatih Yaşlı
Baktıkları yer ve odaklandıkları görüngüler bakımından birbirlerinden çok uzak olsalar da, Nietzsche'nin de, Marx'ın da emin olduğu bir şey vardı: Yaşanılabilir ve sevinçli bir hayat, insanoğlu için imkânsız hale gelmişti. İkisi de hayatın savunusu için silah olarak kullanılabilecek olanın, hayatı olumlayan bir felsefenin peşindeydi. Nietzsche, saldırısını varolan ahlak anlayışı ile ondan kaynaklanan bütün ilişki biçimlerine yöneltti ve hayatın olumlandığı bir dünyanın kurulabilmesinin ancak bu ahlak anlayışının aşılabilmesiyle mümkün olacağını iddia etti. Marx'ın saldırısı ise, kapitalist üretim ilişkileri ile bundan kaynaklanan tüm tahakküm biçimlerine yönelmişti ve ancak özel mülkiyetin ortadan kaldırılmasıyla özgür ve yaşanmaya değer bir hayatın kurulabileceğini düşünüyordu. Hem Marx hem de Nietzsche, modernitenin tam ortasına düşmüş iki düşünür olarak, tanıklık ettikleri şeye karşı büyük bir hınçla doluydular. Nietzsche'nin çağına baktığında gördüğü bir çöküşten başka şey değildi: Tüm Avrupa iyileştirilmesi imkânsız bir hastalığın pençesindeydi ve yok oluşa doğru hızla ilerliyordu. Marx'ın gördüğü ise insanın ne olduğunu anlayamadığı bir gücün karşısında varoluşsal özerkliğini yitirdiği ve insanlıktan çıktığı bir dünya idi. Fatih Yaşlı elinizdeki çalışmasında, çağına öfkeli, ama çözümleri zıt bu iki büyük düşünürü karşılaştırmalı olarak ele alıyor. (Tanıtım Bülteninden)
Materyalist Felsefe / İbrahim Okçuoğlu Materyalist Felsefe / İbrahim Okçuoğlu
İbrahim Okçuoğlu, diyaliktik materyalizm ve tarihsel materyalizm bölümlerinden oluşan bu kitabında, idealist felsefe ile materyalist felsefenin ayrım noktalarını, Marks, Engels, Lenin ve Stalin'in görüşleri temelinde irdeliyor, tartışıyor. İdealizm, gerici sınıfların felsefesidir. İdealist felsefe sistemine dahil çeşitli felsefi akımların görüşlerine dayanarak gerici sınıflar, emekçi yığınları cehalet içinde tutmak, sömürülen ve sömürenlerin olmasının doğal olduğunu, dolayısıyla sınıfsal ve ulusal baskının da doğal olduğunu anlatmak, sınıfsal hakimiyetlerini ebedi kılmak için yoğun çaba sarfettiler / ediyorlar. Diyalektik Materyalizm ise ilerici sınıfların, toplumsal güçlerin felsefesidir. Dolayısıyla felsefi materyalizm, gerici sınıflara karşı mücadele eden, toplumun ileriye doğru gelişmesinde çıkarı olan sınıfların ideologları tarafından geliştirilmiştir. Emperyalist burjuvazi ve ideologları, ama özellikle kitap içinde tanıyacağınız "modern" toplum dizayncıları, felsefenin materyalizm ve idealizm diye ikiye; iki dünya görüşüne ayrımını ortadan kaldırmak için sayısız teori üretti. Ama bu teorilerin hiçbiri, zamanın ve tarihsel pratiğin sınavını kazanamadı. Sadece Marksizm-Leninizm, onun felsefi temelini oluşturan diyalektik ve tarihsel materyalizm, bu zaman ve tarihsel pratik sınavını kazandı. (Tanıtım Bülteninden)
Saman Köpekler - İnsanlar ve Diğer Hayvanlar Üzerine Düşünceler / John Gray Saman Köpekler - İnsanlar ve Diğer Hayvanlar Üzerine Düşünceler / John Gray
"Tanrı ve ölümsüzlük, ilerleme ve hümanizm masalını bıraktığımız anda yaşamlarımızdan ne anlarız?" "Eğer söz konusu olan hakikat değil de mutluluk ve özgürlükse, felsefe neden son sözü söylemek zorundadır?" "İnsanoğlunun mükemmelliğinden daha iç karartıcı başka bir şey olabilir mi?" "Diğer hayvanlar hayatta bir amaca gerek duymazlar. İnsan denen hayvanın onsuz yapamaması, kendi içinde çelişkidir. Hayatın amacını, yalnızca görüyor olmak diye düşünemez miyiz peki?" İngiliz düşünür, akademisyen John Gray, yeryüzünün dört yanında kök salmış kalıplı düşünceleri -dogma ve yargıları bambaşka bir bakış açısıyla tartışmaya açıyor. Saman Köpekler'in merkezine insan bencilliğinin ve buna bağlı dünya görüşlerinin aşılması gerektiği fikrini yerleştiren Gray, kışkırtıcı gelecek öngörüleri eşliğinde sıradışı bir modern zamanlar okuması sunuyor. (Tanıtım Yazısından)
Dil ve Maddecilik / John Ellis, Rosalind Coward Dil ve Maddecilik / John Ellis, Rosalind Coward
Yapısalcılık ve göstergebilim, bu yüzyılda inceleme alanının en anlamlı ve gelişmiş dizgesi olmuştur. Günümüzde şaşırtıcı oranda inceleme alanı ve disiplinlerin çekim merkezi olmuştur. Dili bir göstergeler dizgesi olarak incelemek insanoğlunu toplumsal, tarihi ve bir toplumun nasıl işlev gördüğünü anlamak için yeni bir çığır açmıştır. Elinizdeki eser, göstergebilim ve yapısalcılığın labirentlerinden geçen kapsamlı ve duru bir yol göstericidir. Bu yapıt, Barthes ve Kristeva gibi yazarlarca üretilmiş en son köktenci yenilikler üzerinde yoğunlaşarak, dilin maddeci kuramının Saussure'ün gösterge kavrayışına dayalı olduğunu savunan yapısalcılığın ve göstergebilimin erken önvarsayımlarını betimler. Ayrıca bu önvarsayımların, Alrhusser'in Marksist ideoloji kuramını geliştirmesini izleyen yazılar ve Lacan'ın, Freud'u yeniden okuması eylemince mücadeleye nasıl çağrıldıklarını gösterir. Kitabın yazarları, bu düşünceleri gözönünde bulundurur ve onların dil kuramları ve sanatsal uygulam üzerindeki etkilerini bulgularlar. Tüm karmaşıklıklarında anlaşılmıştır ki, yapısalcılık ve göstergebilimce katlanılan özeleştirinin geniş kapsamlı sonuçları bulunmaktadır. Yapıt - ortak sorunları temelinde, yani dil temelinde, iki disiplinin-psikoanaliz ve Marksizmin- toplumun ve onun konularının yeni bir anlayışını üretmiştir. Yazarlar, bu anlayışın (kavrayışın) dilin, ideolojinin ve tarihin eklemlemesini (söyleyişine) ilgilendirdiklerine inanırlar. O, öznenin özdeşliği ve göstergenin kavramlarıyla birlikte geleneksel Marksist ideoloji kuramının eleştirel bir biçimde yeniden incelenmesini üretmiştir. Böylece gerçekten öznenin maddeci kavranışı gelişmiş oldu: hem devrimci bir kuram hem de devrim kuramı olarak. 'Coward ve Ellis, içinde dil çalışmasının, ekinin, yeni bir biçimde anlaşılmasına yol açan kuramsal bir bağlam sunmaktadırlar. Onlar Saussure'ün ve Levi-Strauss'un dilbilim ve yapısalcılık kavramlarını araştırır ve göstergebilimin neden verimli, ancak dar dilbilim görüşünü düzeltmek ve genişletmek için gerekli olduğunu gösterirler. Sonuçta, onlar eytişimsel maddeciliğin Marksist kavramı ile Lacan'ın, göstergebilimsel kuramlar içine yerleştirildiğinde-bu günlerde gelişmekte olan- süreç içindeki öznenin kaçamaklı psikoanalitik kuramı arasındaki ilişkiyi açıklar. Bu yapıt, tüm lisansüstü programları olan kitaplıklar için zorunlu bir eserdir. ...yapıt yazınsal eleştirmenleri, felsefecileri, dilbilimcileri ve ruh dilbilimcileri yakından ilgilendirir. (Tanıtım Yazısından)
Mumun Alevi / Gaston Bachelard Mumun Alevi / Gaston Bachelard
Mumun Alevi, Bachelard’ın kaleme aldığı, alev imgeleri üstüne, yer yer değme şairi kıskandıracak güzellikte, felsefi bir metin, hatta filozofun girişte kullandığı ifadeyle,... “düşünceyle yazılmış” bir şiirdir; ömrünün sonuna doğru olduğundan mıdır bilinmez, Bachelard’ın kendi benliğini gizlemediği, hülyalarını olmasa bile, başkalarının hülyaları karşısında hissettiklerini yazmaktan çekinmediği, az çok kişisel bir yapıt; bu yönüyle de Ateşin Tinçözümlemesi’nden ayrılan, sistematik incelemeden ziyade deneme sayılabilecek bir metin. Mumun Alevi, Bachelard’ın Ateşin Tinçözümlemesi ile birlikte ateş nesnesinin çevresinde oluşturulan düşlere vakfettiği emeğin bir parçası. [Kaynak: İthaki Yayınları Web Sitesi]
1 2